En son yazılar

  • in

    Ama sen mutlu ol ! ağır geldiğim kalabalıklarında… Benim sevdalarım hüzünbaz,düşlerim (b)ölücü… Direndikçe yok(ol)uşlara sürülüyor,rahnesi derin kesiklerim Daha Fazla

  • in

    Ellerindi bu kara yazgının mührü. Özleyeceksem bile avuç içi sıcaklığını, saçlarımdan geçişini gül yüzünde toplayarak git. ‘Hasretim’ diye anılara sarılacaksam ölmek için Azrail’e ne hacet var? Gözlerimde har uykusu, dar vakitte ansızın yâr kokusu, tamam kabul karanlık korkusu. Daha Fazla

  • in

    Ben sana pişmanlıklarımı anlatayım,sen yargılamadan teselli et.Gözlerimi kaçırayım gözlerinden,utanayım.Ellerinle tut yüzümü,gözlerini gözlerime çevir.soluklarını hissedeyim yüzümde. Sesin dua olsun,yüzüme üfle…Sen bana yol ol,bütün tuzaklardan emin olayım.Sen bana sabah ol,bütün karanlıklardan emin olayım… Sen bana tövbe ol. Daha Fazla

  • in

    Şimdi kendime ait soruların varlığıyla yetinmeyi öğreniyorum. Anlıyorum ki bu dünya, cevap verebileceğim türde açık ve anlaşılır sorular barındırmıyor. Vazgeçtim cevaplardan. Ellerimi cebime koyup, yerdeki çizgilere basmamaya gayret ederek yürüyorum. Daha Fazla

  • in

    Dudaklarından dökülen suskunluğa gömdüm bedenimi. Çaresiz umutlarda yolumu kaybede kaybede büyüttüm hüznümü. Bir aşk kaç kere hatmedilir yokluğuna sarılarak Nehar? Bir acı kaç kere bağışlanır sükût niyetine? Kalbimi kovabileceğim yer kalmadı içimde. Nazarıma gece ilişmeden çık gel ayrılıktan. Tenim dökülüyor dokunduğun yerlerimden başlayarak; çık gel ellerime sonbahar ilişmeden.. Daha Fazla

  • in

    Yaralarım sana öykünürken tam sensizliğin ortasında, benlilikte neyin nesi? Basma toprağıma, bu mezarda aşk yatıyor. Asıl saçlarıma yarim, haram olur parmaklarına yalnızlık saçlarımın kokusuyla. Daha Fazla

  • in

    Yokluğun ne kadar da sen sevdiğim! Bir veda yeterdi aklımı almaya. Besleme duyguların çığırtkanlığına aldanarak gittim. Ne çok aklım varmış, evvel seni kaybettim. Kıyametim iyilik perim. Recmedildim yüzün belirirken su yüzünde. Ayrılık bir fahişenin yatağı yorganı öylece bırakıp gitmesi gibiymiş. Daha Fazla

  • in

    Bu son şarkı… Saçlarının buklesinde yitmeye bıraktığım aklımı almaya geldim gidişini seyrederken. Bir rüya görebilmek umuduyla, cümlenin kaderini okşarken parmaklarım, susabilmeyi sustum. Tavan arasında gidişinin ayak izleri tıkırdıyor. O derin yalnızlıktan kalan ağlayışını kusuyorum şimdi zindan bahçelerine. Gitmeden kalsaydık keşke… Daha Fazla

  • in

    Karamsar bir fotoğrafın dilinden çekince acıyı, yalnızca yüzün kaldı sonbaharla yapraklar arasındaki mevsimin saçağında. Aklımın narkoz sersemliğine serilecek kadar dalgındı boşluğa saplanan gidip gidip dönmeyiverişlerim Daha Fazla

  • in

    Ayan bir feryat gibi döktün kulağımın örsüne adını. Hiçbir şey eksiltmeden, çokça çoğalarak ama aldığım her şeyi bir önceki andan daha çok severek yitirdim aşkı bulmuşluğumu Daha Fazla

  • in

    Sakıncalı şiirlerde yağmaladım sesimi. Çığlığım kahramandı yankısız kentlerin izbeliğinde. Hayat gibi ölüm, ölüm gibi hayattı özlemim. Öte kıyısına varılamayan denizdi derinliğin; milyon kez boğulmayı dilediğim. Susup kaldığındı aşk. Yırtılan ömrüne başlangıçtı yeminle adını andığın yokluğum. Daha Fazla

  • in

    İntizarı yaşanan aşkın iftihar tablosunda adı geçmez terk edenin. Çünkü kalmak affettirir her şeyi. Hükümsüz bir kaybediş olsa da giden için ayrılık, bütün kalanlar kalanındır. Sayfalarca dökülünce aşktan azade düşler, hiçlikle yazılır gidenin adı. Kalan sadece kalmakla kalmaz kahramanı olur kaybedilmiş bir aşkın. Daha Fazla

Daha Fazla Yükle
Tebrik ederiz. İnternetin sonuna ulaştın.