Teyp Fişi Serhat
in

Teyp Fişi

Serhat oldukça yaramaz bir çocuktu. O kadar yaramazdı ki neredeyse vukuatsız günü olmazdı.

En sevdiği şeylerden biri de evlerinde bulunan eski bir teyp ile kasetlere kendi sesini kaydedip dinlemek ve bu döngüyü tekrar etmekti. Kendi söylediklerini dinlemek oldukça zevkliydi onun için. Sesini karşıdan duymak… Çünkü o günlerde tabletler, cep telefonları, bilgisayarlar yoktu. Çocuklar bir şekilde kendini eğlendirecek bir şeyler bulmak zorundaydı ama tüm imkansızlıklara rağmen çocukların kendini eğlendirmesi hiç de zor değildi. Hatta belki de şimdikinden daha kolay ve güzeldi eğlenmek.

Teyple sık sık oynarken teybin fişi de sık sık eskir ya da kırılırdı. Basit adî bir şeydi zaten.İnce bir kablo ve bir ucunda cihazlara takmak için iki tane yan yana delik. Teyple oynarken fişin ucunu teypten çıkarır, çarpılacağını bile bile fişe parmağını değdirir, elektrik çarpınca da ağlamaya başlardı. Fakat bir süre sonra aynı şeyi yine mutlaka yapardı. Bunu yapmazsa fişin teybe girdiği sokete, fiş de takılıyken parmağını sokardı.

Yine bir akşam teyple oynuyordu.Evlerine misafir geldi.Misafir akrabaydı. Misafirin de Serhat’ın yaşlarında bir oğlu bir kızı vardı. Bir araya geldiler. Oynarlarken Serhat’a yine birden bire yaramazlık dürtüsü geldi.

O esnada Serhat, daha önce onlarca kez çarpılmasına rağmen ve sonucu iyi bilmesine rağmen fişin ucunu teypten çıkardı.

Gülerek Ayşegül’ün yanağına dokunduruverdi. Çarpılmanın acısıyla Ayşegül ağlamaya başladı. Serhat bunu görünce panik yaptı.Ne yapacağını bilemiyordu. Bir şeyler yapmalıydı ki suçu hafiflemeliydi çünkü şimdi tüm azarı o  yiyecekti. En sonunda fişi bir de kendi parmağına değdirdi. Çarpılınca o da ağlamaya başladı…

Ayşegül’ün yanağı kırmızı olmuş, Serhat’ın da parmağına ufak metalik bir renk geçmişti.

İkisi de ağlaya ağlaya annelerinin yanına gittiler. Hem azar işitip hem de ağlıyorlardı.

Bir süre sonra biraz sakinleştiler… Halk arasında bilinen bir laf vardı. Toprak elektriği çekerdi dolayısıyla akıma kapılan biri mümkünse toprakla temas ettirilmeliydi.

Öyleyse duvar da bir toprak diye düşündü Serhat. Hemen çarpılan yerlerimizi duvara değdirmeliyiz. Biraz sonra elektrik çıksın diye Serhat parmağını, Ayşegül de yanağını duvara temas ettirmeye çalışıyorlardı.

Bir faydası olmasa da, faydası olacağına inanmak onları rahatlatmıştı…




  • Ne düşünüyorsun?

    Olumlu Oy Olumsuz Oy

    Toplam oylar: 0

    Olumlu Oylar: 0

    Olumlu Oyların Yüzdesi: 0.000000%

    Olumsuz Oylar: 0

    Olumsuz Oyların Yüzdesi: 0.000000%

    Yorumlar

    Bir cevap yazın

    Yükleniyor…

    Yorumlar

    yorumlar