hacı halil ağa
in

Hacı Halil Ağa Çeşmesi

Küçük bir ilçenin birinde vaktiyle Hacı Halil Ağa olarak anılan bir şahıs yaşardı. Bu şahıs o kadar zengindi ki çuval çuval altınları dillere destandı.Ancak kendisi çok hayırsever ve cömert birisiydi.

Farklı farklı günlerde, evinin bahçesinde büyük büyük kazanlar kurdurur, ihtiyaç sahiplerine, yolcuya gelene geçene yemekler dağıtırdı. Bunu tüm halis niyetiyle sadece Allah rızası için yapıyordu.

Sürekli kalabalık ağırlamaktan bıkmaz, usanmaz, aynı şekilde hanımı da misafir ağırlamaktan gocunmazdı.

Hacı Halil Ağa’nın bir de hayali vardı. O zamanlarda şimdiki gibi her evde sınırsızca akan çeşmeler bulunmuyordu. Suya ihtiyacı olanlar ellerinde testilerle en yakın çeşmeye su doldurmaya gidiyorlardı.

Aynı zamanda çamaşır yıkama işlerini de yine en yakın dere kenarlarında veya çeşme başlarında yapıyorlardı. Fakat en yakın çeşme de her zaman herkese yakın olmuyordu. Bazen su doldurmak için kilometrelerce yol yürüyorlar, bazen eşeklere yükledikleri çamaşır yığınlarını en yakın sulak bir yere yıkamaya götürüyorlardı.

Hacı Halil Ağa’nın hayali de, ilçede yakın bir yere çeşme yaptırmaktı. Böylece ilçe ahalisinin su sıkıntısına derman getirdiği gibi, öldükten sonra kendisine asırlar boyu yetecek hayır kapısını aralayabilirdi.

Fakat suyu getirmek hiç de kolay değildi. Su kaynağı çok uzun mesafeden borular döşenerek getirilecekti. Bu iş çokça zamana ve büyük masraflara sebep olacaktı.

Önemli değildi. Su gibi güzel bir hayrat olduktan sonra Hacı Halil Ağa’nın tek düşündüğü bir şekilde onu yaptırabilmekti.

İlçede Hasan Çavuş adında bir adam daha vardı.Her nedense bu adam, içten içe Hacı Halil Ağa’nın yaptığı iyi şeyleri çekemiyordu. Bahçesinde yenen yemekleri ve diğer yaptığı şeyleri gördükçe içten içe ifrit oluyordu.

Hacı Halil Ağa hayalini kurduğu çeşmenin çalışmalarına başlamıştı. Yeteri kadar işçi kiralamış, işçilerle emek vererek gündüzleri çukur kazıyorlar, boruların döşeneceği çukurları hazırlıyorlardı.

Fakat her gece Hasan Çavuş gidiyor, kazılan çukurları kapatıyor ve borulara zarar veriyordu.

İşçiler ve Hacı Halil Ağa her sabah geldiklerinde bir gün önceki tüm emeklerinin bir şekilde hiç edilmiş olduğunu görüyorlar ve yeni baştan başlıyorlardı.Bir ay, iki ay derken döngü hep aynı şekilde devam etti.

Hacı Halil Ağa yaptırdıkça Hasan Çavuş gece gelip yapılan yerleri bozdu.

Hacı Halil Ağa olanlara sabretti. Ses çıkarmadı.Ama bu iş ona çok büyük masraflara mal olmuştu ve bir türlü bitmiyordu.

Bir gün Hacı Halil Ağa kahvede otururken uyuklar gibi oldu.

Yakınında oturanlar kendi aralarında mırıldandılar :

– Hacı Halil Ağa’nın altınları bitti galiba…Fakirleşmiş olmalı ki kara kara düşünüyor.

Bunu duyan Hacı Halil Ağa bu sözü kendine yediremedi. Ayağındaki ayakkabıyı çıkararak masaya sert bir şekilde vurdu ve bağırdı:

-Allah bereket versin ki hala kimseye muhtaç değilim ! Kim benim altın çuvallarımdan bir tanesini kaldırabilecek olursa, o çuvalı ona vereceğim…

Kimse ses çıkaramadı.Aradan birkç gün geçtikten sonra, ilçeye, rütbeli paşalardan biri geldi. Paşa meydanda insanlara seslendi. Ey ahali ! Bir derdiniz bir sıkıntınız var mıdır diye sormaya geldim. Bana iletmek istediğiniz bir sıkıntınız var mıdır?

O sırada vatandaşlardan biri paşanın yanına yaklaşarak kulağına fısıldadı:

“- Burada Hacı Halil Ağa adında zengin bir adam var paşam.Bu adam ilçemize su getirmek istedi. Suyu getirebilmek için varını yoğunu ortaya koydu. Fakat Hasan Çavuş diye de bir adam var ki, Halil ağa gündüz yaptırıyor, Hasan çavuş gece bozuyor. Aylardır Hacı Halil Ağa çeşmeyi getirmek için uğraşıyor” dedi.

Bunu duyan paşa sinirlenerek, ” Kimdir bu Hasan Çavuş? Çabuk bulun getirin! ” dedi.

Hasan çavuşu bulup getirdiler ve paşa ona yaptıklarını itiraf ettirdi.

Daha sonra askerlerine emir verdi.

-Soyun bu alçağı !

Askerler emri uyguladıktan sonra Hasan Çavuş çırılçıplak kaldı.

Paşa emir vererek meydanda bir direk kurdurdu. Direğe Hasan Çavuş’u bağlattı.

Ardından üzerini bal ile kaplattı.

Hasan Çavuş’un cezası paşa tarafından kesilmişti.

Böcekler, sinekler günlerce Hasan Çavuşu canlı canlı yediler. Öldüğünde de bir kaç hafta cenazesi aynı yerde kaldı. Koku ve kötü görüntü herkese ibret oldu.




  • Ne düşünüyorsun?

    Olumlu Oy Olumsuz Oy

    Toplam oylar: 0

    Olumlu Oylar: 0

    Olumlu Oyların Yüzdesi: 0.000000%

    Olumsuz Oylar: 0

    Olumsuz Oyların Yüzdesi: 0.000000%

    Yorumlar

    Bir cevap yazın

    Yükleniyor…

    Yorumlar

    yorumlar