En son yazılar

  • in

    Kefenime üryan çığlıklar bulaştırırken soysuz cesetler kederin ateş bahçelerine değdiği yerde kırıyorum ehilleştirilmiş cümleleri. Mahcup sular ihanetlerimi arşınlıyor yer ve gök arası. Boşluğa yapıştıkça feryadımın eskimeyen tınısı, sesinin ucundaki enkazlarda çok suskulu (yarım) yaşanmış hayat oluyorum. Kuyudan çıkmaya bir sen kala gidiyorsun, tamamlanıyorum gidişlerinle. Daha Fazla

  • in

    Bitmişliğimde kaldı idamlık umutlarım. Avuntusu yok gecikmiş gülüşlerin. Yetmedi kanlı elbiseler giyen şiirlerin inleyişi beni çıldırtmaya. Bilsen, bütün çıldırmalar iç kanamalı. Oysa daha kolay değil mi nezaket-hanelerde çıldırmak? Yaşasam hayatımın kirli satır aralarını şimdi, yağmur gözlerin susar mı dilime öykünen öyküsüzlüğümü? Daha Fazla

  • in

    Yüzünden bir özne sonrası… Alaya alınmış otobüs kuyruklarında, beklemenin tadını ıslatırken nabzıma kafiyeli bir atış buldum. Kan kokan cümlelerimde melek rolündeydi ismini anmaktan çekindiğim şeytan. Yoktum; bir yüklemin ta sonunda başlıyordum koşmaya. Özrü kabahatinden büyüktü aşk dediğimiz çirkin çiçeklerin albenisi. Kantarın tartmayacağı hep gözyaşım olmak zorunda mıydı? Daha Fazla

  • in

    gelebilsem gitmeyecektim yar! izarıma elzemdi gözyaşım bu yüzden.bitmeye yakın, geçtikten sonra kapanacaktı ellerim yüzüme.otobüs seferlerinden arta kalan uğultuyla kutsayacaktım arkamda bıraktığın bakışını.ben susayım iyiden iyiye, sen varlığını anlat ayrılığın biz’den kalma kırgın haline. hadi uğurla beni ”aşk zincir bilmezdi. bil-me-di” diyerek. gelebilsem gitmeyecektim ism-i azamım Daha Fazla

  • in

    Vedasız bir gidişin terke müptela yolcusuyum Arkamdan el sallamayacak kadar izsizim. Kaderi silinmiş hangi harflerle yazılabilir üç noktaya sığmayan bu ayrılık? Ben aşk sonu varılan uçarı bir uçurumum ama baş üstü düşmekten yoruldum. Ey cehennemin yüzü, cennetin kalbi Sen o tren garında akşamüstü unutulmuş asabi bir öpüşsün; tuzumun tadını dudağında terk ettim. Şimdi beni gizlice […] Daha Fazla

  • in

    Ölü bir aşkın sahibisin. Unutabilmenin izi tortularından döküldü. Gözlerinin renginden ödün veren deniz külleri doldu sırrına. Hayattan azledilmenin kekremsiliğini tadarken ve ay düşerken denize aklına yatmadı gece. Aşk gibi gülümseyebilmenin bedelini acı burukluğun kırıntılarını yüzüne gizleyerek ödet bana… Daha Fazla

  • in

    Usulca kokla göğsümdeki efkârı. Üstü çizilmedik düş, karalanmadık karanlık bırakma. ‘’Seni ne kadar sevsem…’’ diyorsun ya, beni uykusuz acıların yüzüme çizdiği çaresizliği okuyarak, terk edişinin varlığımı yeniden var ettiğini bilerek sev. Beni gözlerinmişim gibi sev. Beni korkuların gibi büyük sev. Eski bir ölümlüsün; siyah çelenk yolluyorum tabutsuz ölülüğünün ruhaniyetine Daha Fazla

  • in

    Bende çözülmeyen bir yangın kadar sürgündür sır. Belki yalnızlık o kadar kolay değildir, an’ları yırtılırken anıların. Gül bahçesi değil artık dudağım. Dudağının izini kaybettim. Bırak parmak uçlarımdan akıp gitsin kederin grisi. Bırak bitmesin cellada boynumu uzatırken seni temaşa edişlerim.Bende yara var. Bende yar/a gül kıyamet yara var. Daha Fazla

  • in

    Biz bu masalın hangi yanından baktıysak yine konuşamadık içimizin kör susuşuyla. Her masal kendini bilirdi oysa. İki yol arası ayrılık kadar kısayken kavuşmalar ellerin beyazlığı üstüne kasem verilecek güzeldi de sen güzelliğin delilik yanıydın. Her defasında sınanan aşk ayiniydi uykun. Misafirperverdi gözlerin; bakmaya dayanamadım, doymayı doğuramadım. Geç yarim, bir mevsimi eskitircesine geç içimden. Daha Fazla

  • in

    Üşüyüşünle sana sarılışım arasındaki o göz kırpımı an kadar ki mesafede kollarım kırıldı hasretinden, bilmedin. İhanet ocağımıza incirin acı sütünü içirirken ağzıma küfürlü kaybedişleri sürdün. Gece geç kalandım ama yinede bana geç kalmana engel olamadı sana yetişemeyişlerim Daha Fazla

  • in

    Kalbimi yararken bir esre hükmü, razı olduğum her şeyine harf sesiyle varmaktan utanırım. Önce reddettiğim sonra kabul ettiğim yüzünü inkar edişlerime gönül sızlatma. Aherlenmiş kağıtlara adımı ayn, şın ve kaf’la yazsan kalemin ucuna kan damlar. Bildiğin ve bilmediğin her şeyden, kalp yangınıyla andığın isimlerden çokum. Varlığı kendisiyle sınanan ışık benim. Beni böyle severken farkında mıydın […] Daha Fazla

  • in

    Zamanın, içinde durduğu takvimlerden sıyrılınca an’ın cismi, bir sen kaldın mayınlı gülüşleri sonsuzluğun hüznüne ayarlı. Kum saatinin belinden süzülen kumlarla saçlarını tarayan senin rüyanın melekleriydi. Ötelere gitmenin sızısıyla kıvranırken kendi avuçlarında, tuvallere sığmayan acılarındı kabullendiğim susuş Daha Fazla

Daha Fazla Yükle
Tebrik ederiz. İnternetin sonuna ulaştın.